-
Tatil için güneye gidiyorsanız 50 faktör, İstanbul ve çevresindeki
iller ile, Karadeniz Bölgesi gibi güneş ışınlarının daha eğik geldiği
bölgelerde 30 faktör güneş ürünü kullanabilirsiniz.
- Bebeklere ateş düşürücü şurup, böcek sokmalarına karşı ve şişlikleri önleyici kremi unutmayın.
-
Oluşabilecek yaraların bakımı için batikon solüsyon, gazlı bez, şapka,
bol ve açık renkli, ince, ter tutmayan, pamuklu giysiler alın.
-
Bebeklere sindirimi kolay, sulu gıdalar, püre tarzı yiyecekler vermeye
özen gösterin. Yazın su kaybı fazla olacağından bebeğinizi susuz
bırakmayın.
-
Eğer dişleri çıkmak üzereyse, yanınızda ateş düşürücü, ağrı kesici bir
ilacı doktora danışarak bulundurun. Damaklara sürülen jeller, masajla
yedirildiğinde faydalı olabiliyor. Bebeğin damak kaşıntısını önlüyor.
-
Havuzlu tatil köylerinde ishaller olabiliyor. İshal olmaması için bolca
su içirmek, terletmemeye özen göstermek önemli. Eğer ishal başladıysa,
ateşi 37-37.5 civarındaysa, kusma da eşlik ediyorsa, ağızdan
beslenemiyorsa en kısa zamanda doktora başvurun.
-
Böcek ve arı sokmalarına karşı kullanacağınız kremleri ilk 5 dakikada
sürmeye özen gösterin. Çünkü bu kremler geç sürüldüğünde etki etmiyor.
- Sinek kovucuları bebeğin cildi hassas olduğu için sürmeyin.
-
Gece uyurken, tablet şeklindeki sinek kovucuları kullanın ve asla
aeresol tarzı sinek öldürücüler tercih etmeyin. Odaya sinek öldürücü
ilaç sıkmayın.
-
Havuz temizliğinde kullanılan klor, yüksek oranda atıldığında bebeklere
zarar veriyor, gözlerini tahriş ediyor. Doktora başvurup tahrişi
önleyen merhem ya da göz damlası kullanabilirsiniz. Gözü temiz suyla
yıkamak da çok önemli.
-
Çocukları yalnız havuza sokmayın. Havuzun dibinde filtreler var. Bunlar
çok hızlı çalışıyor, çocuklar bu filtrelere kapılıp zarar görebilir.
Çocuklarınızın kolluksuz havuza ve denize girmesine izin vermeyin.
Anne
sütü emen bebeklerde kansızlık görülmez, çünkü anne sütünde kansızlığa
karşı yeterli miktarda demir vardır. Anne sütünde bebeğin büyümesi için gerekli olan maddeler inek sütündekinden daha fazladır. Doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde bebek emzirilmeye başlanmalıdır!
Doğumdan
hemen sonra bebeği kucaklamak anne ve bebek arasında sıkı bir bağ
oluşturur ve kucaklanan bebek doğal olarak memeyi bulur ve emmeyi
öğrenir. Anne sütü alan bebeklerde güven duygusu gelişir, psikolojik
olarak bebek daha huzurludur.
Anne sütü ve doğumdan sonra gelen
ilk sarı süt (halk arasında ağız olarak bilinir) bebeği ishal, öksürük,
soğuk algınlığı ve diğer hastalıklardan korur. Ağız, bebeğin ilk
aşısıdır. İlk günlerdeki ağız sütü azdır, ancak bebeğin tüm ihtiyacını
karşılar. Bu dönemde bebeğe şekerli su, mama, inek sütü veya başka
gıdalar verilmemelidir. Bu gibi ek besinlerin verilmesi bebeği
hastalandırabilir ve iştahını keser.Bebeklere ilk 6 ay içinde mutlaka
anne sütü verilmelidir!
Anne sütü bebeğin ilk 6 ayında ihtiyacı
olan her türlü besin değerine sahiptir. 6. aydan sonra anne sütüne
ilave olarak ek gıdalara başlanabilir. Anne sütünde yeterli miktarlarda
vitamin, protein, yağ, demir ve benzeri maddeler vardır. Yeterli
miktarda su içerdiği için, çok sıcak iklimlerde dahi ayrıca bebeğe su
vermeye gerek yoktur.Anne sütü alan bebeğe ayrıca inek sütü verilmez!
Ek
gıda başlandıktan sonra anne sütü 1-1,5 yaşına kadar bebek için önemli
bir enerji ve besin kaynağıdır. Özellikle bebeğin hasta olduğu
dönemlerde anne sütü bebeğe rahatlık sağlar, sindirimi kolaydır ve daha
iyi hazmedilir. İshal ve Üst Solunum yolu enfeksiyonu hastalıklarının
daha kolay iyileşmesini sağlar.
Anne sütü daima taze, temiz
uygun ısıdadır, hastalıklardan korur, doğal besinlerden içeriği en
mükemmel olan gıdadır. Emzirme çene ve diş sağlığı için yararlıdır,
konuşmayı kolaylaştırır.
Anne sütünün sindirimi kolaydır. Çünkü
içinde inek sütünde ve hazır mamalarda bulunmayan lipaz enzimi gibi
sindirimi kolaylaştıran enzimler vardır. Dolayısı ile anne sütü ile
beslenen bebeklerde kabızlık ve gaz sancısı daha az görülür.Anne sütü
sterildir ve bebeğe doğrudan verildiği için mikroplarla karşılaşma
olasılığı azdır.
Annenin bebeğini emzirmesi kendi sağlığı
açısından da iyidir. Emzirmeye erken başlayan kadınlarda, doğumdan
sonra uterus (rahim) küçülmesi çabuklaşır, kanama erken kesilir.
Emziren kadınlarda over ve meme kanseri daha az görülür.
Eğer
bebek anne sütü almıyorsa; 4. ayda yumurta sarısı başlanır. Katı
pişirilmiş yumurtanın sarısının önce 1/8'i sütle ezilerek verilir.
Miktar yavaş yavaş artırılır.
5. ayda; 4. ayda verilen ek
besinlere ilave sebze çorbasına başlanır. Mevsimine göre, patates,
havuç, kabak veya ıspanak bebeğe verilebilir. Bir süre sonra bu çorbaya
bir tatlı kaşığı bulgur veya pirinç eklenerek pişirilebilir.
Ayrıca
5. ayda; acısız tarhana çorbası, pirinçli ve yoğurtlu çorbalar bebeğe
verilebilir. Bir çorba kaşığı ile başlanıp yavaş yavaş miktarı
artırılır. 5. ayda, meyve suyu yerine meyve püresi de tercih edilebilir.
6.
ayda, 4 ve 5. aylarda verilen besinlerin yanı sıra tüm aile için acısız
pişirilen mercimek çorbası bebeğe verilebilir veya bir çorba kaşığı
mercimek sebze çorbasına katılarak pişirilebilir. Küçük bir miktar
kıyma, çorbalara eklenir.
6-9 Ay Arası Beslenme
Bebeğinize anne sütü vermeye devam edin!
Genel
olarak anne sütü ilk 6 ay için ideal bir besin kaynağıdır. Fakat 6
aydan sonraki bebekler yalnızca anne sütüyle büyümelerini
sürdüremezler. Ek gıdalara başlanması gerekir.
Bebekler 6 aylık
iken ağızları yarı katı gıdaları kabul etmeye uygun hale gelir. Dişler
belirginleşir ve dil artık katı gıdaları dışarı atma refleksini
kaybeder. Mide ve barsak sistemleri nişastayı daha iyi hazmetmeye
başlar.Ek beslenmeye bebek 6 aylık olduğunda başlayın!
6 aylık bebeğe ilk verilecek ek gıda yoğurttur!
Emzirdikten
sonra bebeğe yoğurt verilebilir. 2-3 gün sonra yoğurda alışmış olan
bebeğe bir tatlı kaşığı meyve suyu başlanır. Meyve suyunun miktarı
yavaş yavaş artırılır.
Bebekler Neden Ek Gıdaya İhtiyaç Duyarlar? Anne sütü miktarındaki azalma; Yapılan
çalışmalara göre eğer anne yeterince besleniyorsa, anne sütü bebeğe ilk
6 aya kadar yeterlidir. 6. aydan sonra bebek, anne sütünden ihtiyacı
olan enerji, protein ve diğer besleyici faktörleri yeterince alamaz. 6.
aydan sonra ek besinlere başlanmalı ve bebek 2 yaşına gelene kadar
emzirilmelidir.
Bebeğin besin ihtiyacındaki artış; Ek
beslenme yapılmadan sadece anne sütü verilmeye devam edildiği takdirde
demir eksikliği anemisi gibi bazı problemler ortaya çıkabilir. Bebekler
artık sıvı olmayan yarı katı gıda maddelerini kabul edebilecek duruma
gelir;Bebekler 6. aydan itibaren yarı katı gıdaları kabul edebilecek
hale gelirler ve kaşıkla verildiğinde gıdaları geri çıkarmazlar.
Bebekler kendi bağışıklık sistemlerini geliştirmek zorundadırlar; Bebekler
yaşamlarının ilk aylarında, annelerinden aldıkları koruma faktörleriyle
hastalıklara karşı korunurlar. Bu koruma 4-5. aydan itibaren kaybolur.
Dış ortamdaki mikroplarla karşılaşmaları sonucu kendi bağışıklık
sistemlerini geliştirirler.
Bebekler annelerinden daha bağımsız hale gelirler; Ek
gıda ile beslenme döneminde, bebekler daha bağımsız ve hareketli
olurlar, bu onların çevredeki mikroorganizmalar ile temas etmelerini
kolaylaştırır. Bu nedenle bebekler daha sık enfeksiyon hastalıklarına
yakalanırlar. Bu hastalıklar arasında ishal önemli bir yer tutar. Bu
dönemde yetersiz beslenen bebekler daha kötüye gidebilir ve
malnütrisyon (beslenme yetersizliği) görülebilir. Bu durum, bebeklerin
yetersiz kilo alımı ve bazen de kilo kaybı ile birlikte büyüme ve
gelişme tablolarının duraksamasıyla kendini gösterir.
Bebeklere
değişik lezzetlerde ve tarzlarda yemekler sunmak, çocukluk çağındaki
yemek sevmeme alışkanlığını önlemede yardımcı olur.
Bebeğin
dişlerin çıkmaya başlamasıyla, katı ek gıdalar da verilmeye başlanır.
Bilindiği gibi 6. aydan sonra anne sütündeki demir miktarı azalır. Bu
açığı kapatmak için demir ihtiva eden ek gıdalar bebeğe verilmelidir.
En iyi demir ihtiva eden gıda kırmızı ettir. Kırmızı et, bebeğe, kıyma
şeklinde sebze çorbasına katılarak verilebilir. Kıyma yerine çorbaya
iyice kıyılmış karaciğer de katılabilir. Bir çay kaşığı ile başlanan
karaciğer daha sonra yavaş yavaş artırılarak verilebilir.
Eğer
aile bütçesi et almaya uygun değilse; et yerine fasulye, nohut,
mercimek, bezelye veya üzüm pekmezi gibi gıdalar verilebilir. Bu
gıdalar da içlerinde yüksek oranda "demir" ihtiva ederler.
6.
aydan itibaren kahvaltı başlanır. Haftada 2 kez yumurta sarısı
verilebilir. Alerjik olabileceği için bir yaşından önce beyazı tavsiye
edilmemektedir. Ek gıdalara alışan bebeklere, balık ve kıymalı yağsız
sebze yemekleri de verilebilir.
9-12 Ay Arası Beslenme
Bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin! Bebek 2 yaşına gelene dek anne sütüne devam edilmelidir. 9 aylık bebekler artık katı gıdaları çiğneyebilirler, evde herkes için pişen yemeklerden yiyebilirler. Bu
yaş gurubundaki bebeklere uygun yemekler şunlardır: Yoğurtlu ve sütlü,
mercimekli çorbalar, iyi pişmiş nohut ve mercimek yemekleri, patates,
kabak, taze fasulye, pazı, ıspanak gibi sebze yemekleri, balık, köfte,
et yemekleri, etli veya mercimekli dolmalar. Ekmek ve soyulmuş meyve parçaları bebeğin eline verilebilir. Bebeğe makarna ve pilav da verilebilir. Çay, gazoz, çikolata, şeker v.b yiyecekler bebeklere verilmemelidir. Bebek, kendi kendine yemek yemeye alıştırılmalıdır 1 yaşına gelmiş bebeğin yemekleri iyotlu tuz (ailede herkesin yediği yemekler) ile pişirilmelidir.
Bebeğin yeterli ve dengeli beslendiğini nasıl anlayabilirsiniz?
Bebeğiniz sütünüz ile besleniyor ve düzenli uyuyor belli aralıklarla besleniyor ise sütünüz yeterli geliyordur. Ancak
aylık takiplerinde yeterli kilo almıyor ve sık acıkıp sürekli huzursuz
ise doktorunuz ile mutlaka irtibata geçmeniz gerekir.
Eğer bebeğiniz: 0-6 aylık dönemde ayda 600 -1000 gr arasında 6-12 aylık dönemde ise ayda 500 gr alıyorsa yeterli ve dengeli beslenip sağlıklı büyüyor anlamına gelmektedir.
" 0-1 yaş Bebek sahibi olan Annelerin dikkat etmesi gerekenler:
• Anne sütü bebek için en önemli besin kaynağıdır.Sütünüzü mutlaka bebeğe sevgi ile yaklaşarak vermeye çalışın.
•
Bebeğinizi hiçbir bebekle kıyaslamayın.Toplumumuzda yaygın olan inanışa
göre şişman bebeğin sağlıklı bebek olduğunu düşünmeyiniz.
• Dört
–altı ay tek başına anne sütü ,bebeğin normal büyümesi için
yeterlidir.Ancak bebeğiniz yeterli kilo almıyor ve sık acıkıyor ise
doktorunuz veya beslenme uzmanınızın önerisi ile bir mama
kullanabilirsiniz.
• Ek besinlere 4-6 aydan önce başlamayınız.Doktorunuzun veya beslenme uzmanınızın önerisi doğrultusunda ek besinlere başlayın.
•
Altıncı ayda doğum ağırlığının yaklaşık iki katı olan bebeğe artık anne
sütü tek başına yetmez .4-6 .aydan itibaren azar azar uygun ek
besinlere başlanmalıdır.Anne sütü ,ek besinlere başlandığında da
verilmelidir.
• Ek besinler çocuğun ayına uygun olarak
verilmelidir.0-1 yaş arasında şeker ve şekerli gıdalar ve tuz ve tuz
içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. Tatlı ve şekerli besinler Anne
sütünün bırakılmasına, ek besinlere geçişte zorluklar yaşanmasına ,
bebeğin sürekli tatlı ve şekerli besinlere istek göstermesine
,dolayısıyla gereğinden fazla enerji almasına neden olabilir.
•
Hazır bebek maması kullanılıyorsa uygun miktar ve kıvamda verilmeli
,tarifine uygun şekilde kaynatılmış su ile hazırlanmalıdır.Bebek daha
iyi beslensin diye bu mamaların süt ile hazırlanması önerilen den fazla
,toz mama ile mama hazırlanması ,bebek açısından sağlık sorunları
oluşturacaktır.
• Hazır bebek mamalarına bisküvi ,ekmek ,tahıl
unları ,şeker,ve yağ eklemeyin.Bebeğin alacağı fazla enerji yağ
depolanmasına ve şişmanlığa sebep olacaktır.
• Bebeğe gereğinden fazla beslemek ve gıda vermek için zorlamayın
•
Biberon kullanımı ,fazla besin alımına neden olabileceğinden
sakıncalıdır.Biberon yerine kaşık ve bardak kullanmaya gayret
edilmelidir.
• Çocuğunuzun yediği miktarları ,aynı aydaki başka çocuklarla kıyaslamayınız.
•
Çocuğunuzun büyüme ve gelişmesini izleyiniz.Çocuk beslenmesinde
yapılacak değişiklikler için bu gelişimi izlemek ve rutin doktor
kontrollerine gitmek çok önemlidir.
4-6. AYLARDAN İTİBAREN BEBEK BESLENMESİ ( EK BESİNLERE GEÇİŞ DÖNEMİ ) 4-6. aylar bebek beslenmesinde çok önemli bir yer tutar. Çünkü artık bebeğiniz hızla büyüyordur ve buna bağlı olarak besin ve enerji gereksinimleri de artmaktadır. Beslenme otoritelerinin ortak görüşü anne sütü veya benzeri bir mamanın 4.-6. aylardan sonra bebek beslenmesinde tek başına yeterli olmayacağıdır. İlk 3-4 ay bebeğin emerek beslenme dönemidir. İlk 4-6 ay anne sütü veya biberon maması ile beslenen bebekler bu dönemden sonra sağlıklı gelişimlerine devam edebilmek için farklı besinlere de gereksinim duyarlar.
Ek gıdalara başlama zamanı 4. aydan önce olmamalı ancak ek gıdaya geçiş zorlaşacağından 6.aydan sonraya da bırakılmamalıdır. Bunun yanısıra, anne sütü varsa mutlaka devam etmelisiniz. Biberon maması kullanıyorsanız kullandığınız 1 numaralı başlangıç mamalarından 2 numaralı devam mamalarına geçmelisiniz. 2 numaralı devam mamaları bebeğin bu dönemdeki besinsel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır.
Ek gıdalara geçiş dönemi yavaş ilerleyen bir süreçtir. 4.ayını tamamlayan bebekler daha çabuk acıkmaya başlar; anne sütü veya biberon maması aldıktan sonra halen aç olduklarını size hissetirirler. Bu bebeğinizin ek besinlere hazır olduğunun göstergesidir. Bu aylardan sonra bebeğinizin sindirim sistemi ve böbrekleri çeşitli besinleri sindirecek ve atıkları vücuttan uzaklaştırabilecek olgunluğa ulaşmıştır. GİZLİ AÇLIĞA DİKKAT !
İnsan beyni gelişiminin büyük bir bölümü yaşamın ilk bir yılı içinde tamamlanır. Yeterli ve dengeli beslenemeyen bebekler hem fiziksel hem de zihinsel gelişim açısından geri kalabilirler. Bazı durumlarda bebeğin açlık sorunu yoktur, kilosu da normal sınırlar içindedir, ancak zihinsel gelişiminde bir aksaklık görülebilir. Bu ‘Gizli Açlık’ diye tanımlanan özel bir sorunu akla getirir. Bu sorunla karşılaşmamak için katı gıdalara geçildiğinde bebeğin yediklerinin sadece miktarına ve bebeği doyurup doyurmadığına değil, içeriğine de önem vermek gerekir. Dengeli bir protein, karbonhidrat ve yağ karışımı ile vücut için gerekli olan yağ asitlerini içeren, başta demir olmak üzere mineral ve vitaminler açısından zengin bir beslenme programı bebeğin sağlıklı gelişim göstermesinde yaşamsal öneme sahiptir.
EK GIDALARA GEÇİYORUZ.
Bebeğinize ilk vereceğiniz gıdanın onun tarafından kabul edilmesini kolaylaştırmak istiyorsanız bu ilk adımı o açken atmalısınız. Vereceğiniz yiyeceği küçük bir çay kaşığına ya da parmağınızın ucuna yerleştirerek bebeğinizin dudaklarına değdirin. Bu yeni tattan hoşlanıp hoşlanmadığını kolayca anlayabilirsiniz. Eğer yiyeceği diliyle iter ve bu tavrını ikinci denemeden sonra halen devam ettirirse onu daha fazla zorlamamanızı ve bu yeni yiyeceği bir daha denemeden önce 3-4 gün beklemenizi tavsiye ederiz.
Yutma işlevinin gelişmemiş olması kaşıkla beslenmeyi güçleştirir. Bazı bebekler bu geçişi kolay yapamazlar ve kaşıkla beslenmeyi redderler. Geçiş döneminde çok sabırlı olmak gereklidir.
Yeni ve farklı gıdalara teker teker ve en az 3-5 gün ara ile başlanmalıdır.Yeni verilmeye başlanan gıdaların bebekte allerji ya da sindirim güçlüğü yaratmadığının anlaşılabilmesi için aynı anda birden fazla gıda başlanmamalıdır.
Yeni besinler önce az miktarda verilmeli zamanla miktar bir öğün oluşturacak şekilde artırılmalıdır.
Her yeni gıdada bebeğinizin kakasında bazı değişiklikler olabileceğini bilerek fazla telaşlanmamalısınız.
12. ay sonuna kadar bebek için hazırlanan gıdalara tuz ve şeker ilave edilmemelidir.
Bebeğe verilecek bütün yiyecekler taze ve katkısız olmalıdır. Kimyasal koruyucu madde içeren konserve ve katkı maddeli hazır yiyecekleri bebeğinizin beslenmesinde kullanmamalısınız. Aldığınız hazır sebze ve meyvelerin olgunlaşmış olmasına dikkat etmelisiniz. Seçtiğiniz taze ürünlerin hormon ve kimyasal ilaç kullanılmadan üretilmesi de önemlidir. Mümkünse organik tarımla üretilmiş olanları tercih edin.
Bebek için her öğün taze besin hazırlamalı ve bu besinleri oda sıcaklığında uzun süre bekletmemelisiniz.
Diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. Bu dönemlerde bebek anne sütü veya biberon mamasını daha fazla almak isteyebilir. Kaşığı reddetme, bu dönemde karşılaşılabilen bir problemdir, ısrarcı olmamak gerekir.Doktorunuzla görüşerek bebeğinizin günlük besin ihtiyacını karşılayacak kadar beslenip beslenmediğini öğrenebilirsiniz.
Ek Gıdalara geçiş aşamasında başlangıç olarak pirinçli bir mama başlanmalıdır. Bu amaçla hazır pirinçli mama alabilir veya kendiniz evde kullandığınız biberon maması ile muhallebi yapabilirsiniz: 100 ml.(1 çay bardağı ) su ile bir tatlı kaşığı pirinç unu pişirilir. Ocaktan indirdikten sonra içine 3 ölçek devam maması ilave edilir. Muhallebiniz hazırdır. Muhallebinizi mısır unu ile de pişirebilirsiniz. Diğer tahılların (buğday, çavdar, yulaf vb.) kullanımına 6. ay sonunda başlanmalıdır. Pirinçli mamasından sonra bebeğinize sebze çorba sı vermeye başlayabilirsiniz: Öncelikle patates havuç ve az miktarda pirinç haşlanarak tel süzgeçten geçirilir, salça ve tuz ilave etmeden (çok az miktarda sıvı yağ ilave edilebilir) bebeğe verilir. Yaklaşık 1 hafta sonra sebze çorbasına kabak, taze fasulye, bezelye ve enginar ilavesine başlayabilirsiniz. Yerelması, kereviz ve patlıcan gibi gıdaları fazla nitrat içerikleri sebebiyle bu aylarda kullanmamanızı öneririz.
Meyve suyu ve meyve püresi de bu aylarda vermeye başlayacağınız ek gıdalardandır ve genelde ara öğünlerde tercih edilir. İlk olarak elma veya havuç denenmelidir. Meyveler cam rendeden rendelenir ve ince bir tülbentten geçirilerek suyu bebeğe verilir. Portakal ve kivi de başlanabilir. Fakat bu meyveler allerji yapabileceği için kontrollü bir şekilde verilmelidir. Bu gıdalardan sonra yoğurt verilmeye başlanabilir. Bebek için evde kendi yaptığınız yoğurdu kullanmalısınız. Devam mamaları ile yoğurt yapımı ise şöyledir: 100 ml hazırlanmış devam maması içine ılık iken 1 tatlı kaşığı yoğurt koyularak mayalanmaya bırakılır. Daha sonra buzdolabında dinlendirilmelidir. Bebeğin alabileceği sıcaklığa getirilip bebeğe verilir. İsteğe göre içersine meyve püresi de ilave edilebilir.
Sebze ve meyve kullanımınızda aldığınız sebze ve meyvelerin organik tarımla yetiştirilmiş olması önemli bir detaydır. Organik tarımla yetiştirilen ürünler kimyasal ilaç ve hormon kullanılmadan, doğal gübre ile toprağı, suyu kontrollü özel çiftliklerde yetiştirilirler.
Bu dönem için hazırlanmış hazır sütlü kaşık mamaları, tahıllı kaşık mamaları ve kavanoz mamaları, bebeğin beslenmesinde evde hazırlanan besinlere en iyi alternatiftir. Tamamen bebeğinizin özel ihtiyaçlarına gore hazırlanmış bu ürünler hijyenik doğal ve katkısızdır. Hazırlanımları da son derece pratik olan bu ürünler bebek beslenmesinde kompğle bir öğün oluştururlar. Ayrıca bebeğin katı gıdalara geçişini kolaylaştırırlar.
6. AY SONUNDA ; Bebeğinize sebzeleri püre halinde verebilirsiniz ve ince çekilmiş kıyma ilavesine başlayabilirsiniz. Yine 6.ay sonunda sabah kahvaltılarına başlanmalıdır. İyi haşlanmış yumurtanın sarısını 1 çay kaşığından başlayarak yavaş yavaş artırarak gün aşırı verebilirsiniz. Yumurtanın beyazı 12.ay sonuna kadar kullanılmamalıdır. Yumurta ile birlikte akşamdan suda bekleterek tuzu alınmış peynir verilebilir. Tahıl mamaları da bebeğin kahvaltısına ilave edilmelidir.
7 – 8 AYLARDA ; Tarhana şehriye gibi unlu çorbaları et, tavuk ve kıyma ilavesiyle vermeye başlayabilirsiniz. Sıvı besinleri (meyve suyu, biberon maması) sulukta veya bardakta verebilirsiniz.
9 – 12 AYLARDA ; Artık bebeğinize verebileceğiniz gıdalar oldukça çeşitlenmiştir. Beslenme programına ek olarak haftada 1 kez ciğer ve 1-2 kez haşlanmış veya ızgara taze balık verilmeye başlanabilir. Ayrıca baharatsız ve soğansız ızgara köfte verilebilir. Baklagiller besin değeri yüksek gıdalar olduğu için tercih edilmelidir, haşlayıp tel süzgeçten geçirilerek bebeğin çorbalarına ilave edilebilir. 11-12.aylarda bebeğe çok yağlı ve tuzlu olmamak şartıyla ev yemeklerinden iyice ezerek vermeye başlayabilirsiniz.
Anneye Önemli Not :
Ek besin döneminde varsa anne sütü yoksa veya yetersizse devam mamaları kullanılmaya devam edilmelidir. Günde 300-500 ml. devam maması mutlaka bebeğe verilmelidir. EVDE HAZIRLANAN BESİNLERE DİKKAT !
Eğer vaktiniz çok, pazardan aldığınız ürünlere güveniniz tam ve elinizde iyi bir liste, mutfağınızda tartı aletiniz varsa bebeğinize evde yemek hazırlayabilirsiniz. Aldığınız ürünlere güveninizin tam olması gereklidir, çünkü yetiştirme sırasında birçok sebze ve meyve tam olgunlaşmadan toplanır. Erken dönemde toplanan meyve ve sebzeler topraktan alması gereken tüm vitamin ve mineralleri alamaz. Üstelik sizin pişirme işleminiz sırasında da bazı vitamin ve mineral değerleri kaybolur. Endüstriyel olarak üretilen ürünlerde oluşabilecek bu kayıplar göz önünde bulundurularak gerekli ilaveler yapılmaktadır. Ayrıca bu ürünlerde vakum altında yapılan pişirme işlemi ile kayıplar en aza indirilmektedir.
Aldığınız ürünlerin hormon ve kimyasal ilaç kullanılmadan üretilmiş olması da dikkat etmeniz gereken önemli bir noktadır. Elinizde iyi bir liste, tarif ve tartı olmalıdır, çünkü bebeğinize hazırladığınız besinleri eğer kendi damak tadınıza göre hazırlarsanız, bebeğinizi yanlış beslemiş olursunuz.
Sağlık Bakanlığı ve
UNICEF işbirliğiyle devam ettirilen Bebek Dostu Hastaneler Projesi
kapsamında, Acıbadem Kocaeli Hastanesi de “Bebek Dostu Hastane”
seçildi. Acıbadem Kocaeli Hastanesi Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Neşe
Bakoğlu, bebek dostu hastane seçilmenin en önemli şartının, anne sütünü
teşvik eden hizmetler sunmak olduğunu söyledi.
Neşe Bakoğlu,
doğru emzirme teknikleri konusunda annelere eğitim verdiklerini, anneye
bu konuda çevresinin de pozitif destek vermesi gerektiğini belirterek,
aile içi ve çevreden gelen ‘sütün yetmiyor, bebek doymuyor’
cümlelerinin sütün kesilmesine bile neden olabildiğini belirtiyor.
İsterse her annenin mutlaka bebeğini doyuracak kadar sütünün
olabileceğini belirtiyor.
Acıbadem Kocaeli Hastanesi Yenidoğan
Ünitesi Sorumlu Hemşiresi Serpil İsabetli de negatif cümleler kurularak
anneye yönelik yapılan eleştirilerin doğum sonrası hassas bir psikoloji
içindeki anneleri iyi etkilemediğini söyledi. İsabetli, annelere
verdikleri emzirme eğitimi sırasında bebeğin hangi pozisyonda tutularak
emzirileceğine ilişkin teknikler, emzirme sıklığı, emzirmenin
devamlılığının sağlanması konusunda bilgiler sunduklarını anlattı.
ANNENİN KALBİ KOLAY KIRILIYOR
Doğumdan
sonra annelerin en hassas oldukları konuların başında, bebeklerini
yeterince besleyip besleyemedikleri geliyor. Bebek sürekli ağladığında
annenin yakın çevresindekiler doymadığını, sütün yetmediğini iddia
ediyor. Anne de bebeğiyle meme vermek yoluyla iletişim kurmaktan
çekiniyor. Yanlış teknik kullanılması sonucunda meme başı yara olan ve
kanayan annelerin hikayelerini dinlemek de olumsuz etki yapıyor.
Çevresinden etkilenip biberon ve emzik kullanan anneler var. Oysa
bunların yapılması bebeğin anne sütünü alamamasına yol açıyor. Bu
nedenle annelerin ilk 6 ay bebeklerini sadece kendi sütleriyle
beslemeleri gerekiyor. Sütün için de su da bulunduğundan su vermeye de
gerek kalmıyor.
İLK GÜNLERDE HER AĞLADIĞINDA SÜT VERİN
Annelere
gebeliğin 32. haftasından itibaren ve doğuma geldikleri andan itibaren
emzirme eğitimi verdiklerini anlatan Serpil İsabetli, “Bebeğin anne
sütünü iki yaşına kadar alması gerekiyor. Altı aydan sonra ek gıdaya
geçilmesinin sebebi bebeğin beslenme alışkanlığı kazanması ve değişik
tatları da bilmesi için gerekli. Böylece ek gıdalar yardımıyla bebek
gelişimi için gerekli olan yağ asitlerini ve proteinleri de alabiliyor”
dedi.
Bebeğin anne sütünü doğal seyrinde bırakması daha doğru.
Bebeğe zorla anne sütünü bıraktırmak doğru değil. Bebeğe ilk doğduğunda
her istediğinde anne sütü verilmesi gerektiğini ve gece uyurken en geç
üç saatte bir emzirilmesinin doğru olduğunu anlatan İsabetli, şöyle
konuştu: “Bebek eğer uyuyorsa da uyandırılarak anne sütü verilmesine
devam etmek gerekiyor. Süt yerine su vermek bebeği tok tutacağından
bebek annesinin sütünü almak istemez. Anne sütü özellikle de gelişmekte
olan ülkelerde yaşayan bebeklerin beslenmesi için hem maliyetsiz hem de
temiz bir gıda. Bu nedenle anne sütü konusunda annelerin eğitilmesi çok
büyük önem taşıyor.”
Ateş,
çoğu zaman ailelerde panik duygusuna neden olsa da, iyi tarafı vücudun
enfeksiyonla savaşma yollarından biri olmasıdır. Ateşe neden olan
enfeksiyon; ilaç kullanımı ve çevre ısısının normal koşullara
getirilmesiyle büyük oranda kontrol altına alınabilir.
Ateş nedir? Neden olur? Ateş,
vücut sıcaklığının yükselmesi anlamında kullanılmaktadır. Vücut ısısı,
38oC (Rektal) ise çocuk ateşli olarak kabul edilir. İnsanlarda vücut
ısısı, hipotalamusta ısı kontrol merkezinin kontrolünde olup 37oC‘ye
ayarlıdır. Ateş, genel olarak enfeksiyon (viral- bakteriyel)
hastalıkları, vasküler-kollagen hastalıklar ve malign hastalıklarda
yükselir. Çocukluk çağında ise genellikle ateş, kısa sürede
kendiliğinden iyileşebilen basit viral enfeksiyonlardan kaynaklanır.
Çocuğun yaşı tanı ve tedavi yaklaşımında temel taşlardan biridir.
Özellikle 3 ayın altında görülen yüksek ateş, ciddi bakteriyel
enfeksiyonun bulgusu olabilir. Aileye göre çocuğun davranışlarında,
beslenme düzeninde, oyun oynamasında, uyku düzeninde, çevreye olan
ilgisinde bir değişiklik ciddi enfeksiyon bulgusu olabilir.
Ateş nereden ölçülmeli? Bebek
ve çocuklarda ateş ölçümü; koltuk altı, makat, kulak ve dil altı
yoluyla yapılabilir. Koltuk altı ölçülen vücut ısısı normal değeri
36,5-37oC’dir. Bunun için civalı ve dijital termometreler
kullanılmaktadır.
Makattan ölçüm: İç
vücut ısısına en yakın ve en güvenilir ölçümdür. Ancak rahatsızlık
hissi ve özellikle yenidoğanlarda rektum hasarı gibi yan etkileri
nedeniyle sık kullanılan bir yöntem değildir. Makattan ölçümde 38
oC'nin üzeri ateş sayılır.
Koltuk altından ölçüm:Basit ölçüm tekniği nedeniyle sık kullanılır. 37.5 oC nin üzeri ateş kabul edilebilir.
Kulaktan ölçüm:Hızlı
ve kolay uygulanabilir olması nedeniyle sık kullanılır. Kontrollerde,
aynı kulaktan ölçüm yapılmalıdır. Kulaktan ölçümde 37.8 oC üzeri ateş
kabul edilebilir.
Çocuğunuzun ateşi çıktığında yapmanız gerekenler Çocukluk
çağındaki ateşin en sık sebebi enfeksiyonlardır.Genellikle viral üst
solunum yolu enfeksiyonları yanında özellikle küçük bebeklerde ciddi
bakteriyel enfeksiyonlar ateşe neden olabilir. Bunun dışında romatizmal
hastalıklar, apandisit, ilaçlar, sıcak çarpması ve kanser hastalıkları
ateşe neden olabilir.
Bebeğinizin ateşi olduğunu fark ettiğinizde
mutlaka hemen bir dijital termometre ile koltuk altından ölçün. Eğer 38
derece olduysa mutlaka hemen doktorunuza başvurun. Eğer bebeğiniz 6
ayın üstündeyse ateşi 37.4 ile 38 derece arasındaysa antipiretik (ateş
düşürücü ilaç) vererek ateşini 1-2 saat evde takip edebilirsiniz. Ancak
hasta görünüyorsa ve diğer hastalık belirtileri varsa mutlaka hemen
doktorunuza başvurmalısınız. Evde mutlaka ateş düşürücü fitil veya
şurup bulundurmalısınız. Ateş düşürücü olarak paracetamol veya
İbuprofen kullanabilirsiniz. Paracetamol’ün şurup ve fitili,
İbuprofen'in ise sadece şurubu vardır. Her ikisinin de dozları yaklaşık
olarak bebeğinizin kilosu başına 10 mg’dır. Örneğin, bebeğiniz 10 kg
ise 100 mg parasetamol, 4-6 saatte bir ateş devam ediyorsa
tekrarlanarak verilebilir.
Bu iki ilacı içeren preperatlar
dışında ateşi daha hızlı düşürdüğü söylenen hiç bir damla veya şurup
kullanmayın. Aspirini de kesinlikle kullanmayın. Ateşi hızlı düşüren
diğer bazı ilaçların ve aspirinin tehlikeli yan etkileri olabilir ve
beğinize zarar verebilir. Unutmayın, ateş düşürücü ilaçlar hastalığın
gidişatında herhangi bir değişiklik yapmaz ve iyileştirmez. Sadece
çocuğunuza ateşi düştüğü ve ağrısı azaldığı için geçiçi bir iyilik
hissi verir. Ancak şiddetli enfeksiyonda ilacın etkisi geçince ateş
yeniden çıkacaktır.
Yüksek ateşte, doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmayın. Ateşi
39 derecenin üzerinde olan çocuk, huzursuzdur. Bu çocuklar mutlaka
doktor kontrolüne götürülmelidir. Bu derece yüksek ateşte doktora
götürmeden hemen önce evde paracetamol verip ılık duş aldırabilirsiniz.
Böylece çocuğun ateşi 1-2 saat içinde düşecek ve rahatlayacaktır.
Çocuğunuz ateşli iken doktora danışmadan antipiretik dışında başka
hiçbir ilaca başlamayın. Antibiyotik kullanımına kesinlikle çocuk
doktorunuz önermeden başlamayın. Her ateşte antibiyotik kullanılması
gerekmez. Çünkü çocuklarda ateşin en sık sebebi viral enfeksiyonlardır
ve gereksiz antibiyotik kullanıldığında çocuğunuza yarar değil zarar
verebilirsiniz.
Basit ateşli havale nedir? Basit
ateşli havale genellikle 1 ile 6 yaş arasındaki çocuklarda, ateş
yükselirken bilinç kaybı, katılaşma ve istem dışı kasılmalar şeklinde
görülür.
Genellikle kısa, yaklaşık 5-10 dakika sürer ve genelde
doktora gelmeden yolda biter. Böyle bir durumda serin kanlılığınızı
kaybetmeyin. Eşiniz doktorunuzu ararken veya ambulans çağırırken siz de
ateşi düşürmek için çocuğun üzerini soyarak vücuduna ıslak havlu
sarabilir ve paracetamol veya ibuprofen verebilirsiniz. Bu gibi
durumlarda çocuğun solunum yolunu açık tutmalı ve sekresyonların veya
dilin solunumu kapamadığına ve soluk alıp verişine dikkat etmelisiniz.
Hemen en yakın çocuk doktorunun olduğu bir hastaneye gitmelisiniz.
Çocuğu çok soğuk suya sokmak, ayıltmak için sarsmak veya tokatlamak
kesinlikle yapmamanız gereken daveanışlardır.
Çocukluk döneminde
basit havale geçirme sıklığı %4-5 arasındadır. Basit havale geçiren
çocukların %25'inde ailede de aynı durum öyküsü vardır. Genellikle bir
kez basit ateşli havale geçiren çocuklarda tekrarlama riski olsa da
şart değildir. Yine de bu çocukları taburcu etmeden önce diazepam
rectal tüp reçete edilir. Böylece aile aynı durum tekrarladığında
doktora gelene kadar önerilen dozda diazepamı makattan vererek
havalenin çabuk sonlanmasını sağlar.
Havale, çocuğa zarar verir mi? Havalenin
çocukta yol açacağı hasarlar, direkt olarak havalenin sebebine
bağlıdır. Eğer 6 ay-6 yaş arasında gördüğümüz basit febril
konvülsiyonsa genellikle tehlikesizdir ve hiç bir hasar bırakmaz. Bu
çocuklara ileri tetkik ve tedavi de yapmak gerekmez. Ancak havale ciddi
bir enfeksiyona özellikle de menenjit veya ensefalite bağlıysa, daha
ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu durumlar, çocukluk çağı basit ateşli
havale grubuna girmez ve mutlaka yatırılarak tedavi edilmelidir. Bu
gibi durumlarda eğer çocuk üst üste havale geçirirse beyin oksijensiz
kalabilir ve zarar görebilir.
Bu ay sonunda
bebeğiniz doğumdaki kilosunun yaklaşık iki katına ulaşacaktır.
Bu aydan itibaren, birinci yaşının sonuna kadar her ay yaklaşık
500gr. almalıdır. Ancak kilosu her zaman aynı ölçüde
artmayabilir.
Kilo aldıkça bebeğinizin kendi fiziksel sınırlarını keşfetme
konusundaki ilgisi de artacaktır. “Uçak” hareketini sıkça
denediğini göreceksiniz; karnının üzerinde kollarını ve
bacaklarını iki yana açar ve kafasını yukarı kaldırır. Bu, sırt
ve boyun kaslarını geliştirmek için mükemmel bir harekettir.
Gelişimi normal devam eden bir bebek bu ay sonunda bir ayağını
göbeğine kadar kaldırabilir; hareketli bir bebek ise karnının
üzerindeyken her iki ayağını da iterek yatakta ilerleyebilir.
Beş aylık bebeğiniz muhtemelen artık kolayca yatağında
sırtüstünden yüzükoyun, yüzükoyun durumdayken sırtüstü
dönebiliyordur; her iki tarafa da dönmeyi ise önümüzdeki birkaç
hafta içinde tamamlayacaktır. Dönüşleri öğrenmesi için biraz
yardım edebilirsiniz.
Bebeğiniz artık zamanının büyük bir kısmını en son geliştirdiği
motor becerilerini denemekle geçirecektir; yani “konuşma”,
“dinleme” ve uzanabileceği her şeyi “keşfetme”. Sabahları, adeta
sabırsızca, çabucak ve tamamen uyanır. Her zaman değilse de,
bebeklerin çoğu genelde ailenin diğer bireylerinden önce uyanır.
Eğer uyandığında bir süre kendi kendine oyalanıyorsa, sizin
biraz daha uyuma şansınız var demektir; bunun için akşam
yatarken yatağına sevdiği birkaç oyuncağı koymanız yararlı olur.
Bebeğiniz bazen, gün içinde sadece bir uykuyla yetinebilir.
Uyumaya niyetli görünmese bile, bir süre dinlenmesi ve
rahatlaması için onu yatağına koyabilirsiniz.
Bebeğiniz artık oturabildiği için pusetiyle dolaşmak ona keyif
vermeye başlar. Etrafında görecek, koklayacak ve duyacak
öylesine çok şey vardır ki... Eğer henüz oynayacağı bir aynası
yoksa, bir tane edinmenin zamanı gelmiştir. Tabii, kırılmayan
bir ayna olmasına dikkat etmelisiniz. Bir boy aynasında sizi ve
kendisini birlikte seyretmekten de hoşlanacaktır.
Bebek şimdi her zamankinden daha hareketli olduğu için,
özellikle sıcak havalarda, vücudunun kıvrımlı bölgelerinde
isilik dediğimiz, sivilce gibi görünen, kırmızılıklar
oluşabilir. Böyle durumlarda, onu mümkün olduğunca hafif
giydirin, sık sık yıkayın ve bu bölgelere biraz bebe pudrası
koyun. (Pudrayı direkt bebeğin cildine değil, önce kendi elinize
döküp sonra bebeğe sürün).
Bebeğiniz artık ana kucağında da rahatlıkla hareket
edebilmektedir ve mama sandalyesinde de oturabilir. Artık ona
bir yaylı salıncak ya da benzer bir oyun sandalyesi
alabilirsiniz. Bebek yardımsız ve tam olarak oturana kadar
yemeklerini ana kucağında vermeye devam edebilirsiniz.
Bazı doktorlar, katı gıdalara geçmek için bu ayı bekler.
Bebeğiniz yeni tatlara alıştıkça daha çok sevecektir. Çocuk
doktorunuz katı gıdalara rahat geçebilmenin bazı ipuçlarını size
vermiş olabilir: örneğin sevdiği mamaya, yeni deneyeceğiniz
yemekten çok az miktarda karıştırıp zamanla bu miktarı
artırabilirsiniz. Böylece, o yeni tatlara yavaş yavaş alışırken,
siz de fazla ileri gitmeden, verdiğiniz gıdaya alerjisi olup
olmadığını anlayabilirsiniz.
Ancak ne yaparsanız yapın, bebeğinizin ilk denemede kesinlikle
beğenmeyeceği yemekler olacaktır. Birkaç hafta bekleyin, sonra
tekrar deneyin. Fikrini değiştirebilir. Bunun dışında, eğer çok
güzel yediği bir yemeği reddetmeye başlamışsa, hiç
telaşlanmayın, nasıl olsa bir süre sonra tekrar yemeye
başlayacaktır.
Bebek her kaşıktan sonra oyun oynamakta ısrar ettikçe öğün uzar.
Ayrıca bu dönemde en sevdiği oyunlardan biri de ağızdaki yemeği
dışarı atmaktır.
Bu yaştaki bebekler doğum öncesinde anneden aldıkları demir
stoğunu tüketmiş olurlar, bu yüzden başka kaynaklardan
mineraller almaları gerekir. Hazır mama (formül süt) alan
bebekler için, demir katkılı olanları tercih edilmeli, anne sütü
alanlar içinse demir damlaları tercih edilebilir. Bu konuda
çocuk doktorunuza danışmalısınız.
Bu ay bebeğinizin daha çok emme isteği duyduğunu göreceksiniz,
bunun bir nedeni katı gıdalar başladığı için biberon ve memeyi
daha az emiyor olmasıdır. Ayrıca dönme ve emekleme gibi çeşitli
hareketleri öğrenirken heyecanlanıp yorulduğu için kendini
rahatlatma ihtiyacı da duyar. Bazı bebekler bu dönemde el
parmakları gibi ayak parmaklarını da emerler.
Bebeğiniz huzursuzken kendi kendisine vurabilir veya kendini
tırmalayabilir. Bunun bilimsel açıklamasını yapmak çok zordur,
ama bununla birlikte, yetişkinlerin bile kontrol edilemez
durumlarda acıya dayanabilmeyi kolaylaştırmak için kendilerini
bir şekilde yaraladıklarını biliyoruz.
Bebeğinizin uzanma ve ulaşma isteği de gelişmektedir. Bu dürtü,
emeklemenin temelini oluşturur. Her ne kadar bebeğiniz uzağa
ulaşamasa da gözleri ellerine rehberlik eder. Bir elindeki
nesneyi diğerine rahatlıkla geçirebilir veya iki eliyle birden
kavrayabilir. Bu keşiflerinin bir parçası olarak nesneleri
ağzına götürmesi kaçınılmazdır, ancak şimdi durum biraz daha
farklıdır: ağzına götürdüğü her şeyi çiğner.
Bebeğiniz artık farklı eylemlerden farklı sonuçlar çıktığını
öğrenmeye başlamıştır: biberonu tutuşundan veya bir oyuncağı
kavramasından bunu anlarsınız. Düşen bir nesneyi gözleri ile
arar, fakat bir nesneyi sakladığınızı görse bile isterse onu
bulabileceğini düşünemez. Ancak elleri göz hizasından kaybolsa
bile onların nerede olduğunu biliyordur.
Bebeğiniz cinsel organını da keşfetmeye başlamıştır. Bir çok
ebeveyn bu yeni gelişmeden fazla memnun olmaz. Ancak bebek,
tıpkı parmaklarını ve ayaklarını keşfettiği gibi cinsel organını
da hissederek ve kurcalayarak keşfedecektir. Bu bölgeyle özel
olarak ilgilenmelerinin tek sebebi, bu alanın vücudundaki diğer
bölgelerin aksine genelde kapalı olması ve her istediğinde
ulaşamamasıdır. Bebeğinize yaptığının “kötü” veya “kaka”
olduğunu anlatmaya çalışmayın. Bırakın tanısın. Tıpkı
parmaklarda yaptığınız gibi, bebeğinize bu organlarının da
isimlerini söyleyin.
Sosyalleşme bebek ve bebeğin yanındakiler için giderek daha
eğlenceli bir hal alır. Artık dudaklarını büzer, tükürür,
agu’lar yapar ve hatta dilini çıkartır. Daha birçok hareketi
taklit etmeye çalışır. Çıkardığı sözler, duyduğu seslerin
taklidi gibidir. Sanki soru sorarmış gibi, çıkardığı seslerin
son hecesinde sesini yükseltir.
Bebeğiniz sesli ve sessiz harfleri daha sık bir araya koymaya
başlar. “Da” en sık çıkardığı hecedir. Ara sıra, bu “da-da”
olarak da çıkar.
Çıkardığı seslere vereceğiniz olumlu tepkiler onu
cesaretlendirir ve “da” hecesini çok daha sık duymaya
başlarsınız. Tabii, ne dediğinin pek farkında değildir, ancak
bir süre sonra bağlantı kurmaya başlar. Bu arada sizin de bu
heceleri beraber taklit etmeniz çok hoşuna gidecektir.
Bebeğinizin doğum sonrası işitme testi yapılmış olsa da, bu
sıralar tekrar edilmesi uygun olur. Konuşma ve dil gelişimi
duyma yetisine bağlıdır ve erken müdahale, doğabilecek
problemleri önler.
Bir sonraki ay içinde “insan yadırgama” belirtileri ortaya
çıkabilir. Bebek aniden aile dışından olanlara tepki vermeye
başlar ve yanına gelen bu “yabancıların” yüzlerini uzun uzun
inceleyebilir. Bebeği çok sık göremeyen aile büyüklerine bu
durumu açıklamak bazen zor olabilir. Eğer bebeğiniz, onları
güvenli bir yerden (örneğin kucağınızdan) inceleme şansına sahip
olursa, sosyalleşmesi daha kolaylaşır. Bu “yabancılara”
bebeğinize nasıl yaklaşacakları konusunda yardımcı olmalısınız;
genel olarak önce sizinle konuşup bebeği görmezden gelmeleri iyi
bir yol olabilir. Bu durum bebeğe yabancıyı inceleme ve ilk
adımı atma şansını verir. Tabii eğer bu “yeni arkadaşları”
sevdiyse!
Eğer evi henüz bebeğe göre yeniden düzenlemediyseniz, bu
emekleme öncesi dönemde artık fazla vakit kaybetmeseniz iyi
olur. Daha şimdiden bebeğiniz bir bardağı yere atabilir, sıcak
çay bardağına elini sokabilir, elektrik fişlerini çekebilir ve
daha aklınıza gelmeyecek birçok şekilde kendine zarar verebilir.
Kırılacak ve bebeğe zarar verebilecek objeleri ortadan
kaldırmanın tam zamanıdır.
Bebek hareketlendikçe, ona bazı sınırlamalar koymanız gerekecek,
o da bunlara direnecektir. Bu sınırlamalar bebeğinize disiplin
ve bazı olumlu alışkanlıklar kazandırsa da, ondan
yapabileceğinden fazlasını istemeyin. Çünkü siz iyi olduğunuzda
bebeğiniz de iyi olur ve o da bunu zaten hissediyordur.
5.AY DÖNÜM NOKTALARI
SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL
• Dikkat çekmek ve sosyalleşmek için güler ve sesler çıkarır.
• Tepkisini belli eder, oyuncağını almaya çalışan birine karşı
direnir.
• Yakın çevresini ve ebeveynlerini bilir; yabancılara tepki
verir.
• Yüz ifadelerini taklit eder.
• Yemek zamanı oyun oynamaktan hoşlanır.
• Oturma pozisyonuna getirildiğinde kafasını dengeler ve dik
tutar.
• Ellerini ayaklarını açıp kafasını kaldırarak "uçak" hareketi
yapar.
• Sallanarak ve dönerek hareket eder.
• Çok rahatça vücudunu döndürür.
• Ayağını ağzına götürür ve ayak parmaklarını emer.
• Objeleri daha doğru kavrar; ellerini kaldırır ve nesneyi
tutar.
• Doğru mesafeden uzanmaya başlar.
• Kalın bir halkayı tutabilir.
• Eline konan ufak bir oyuncak hayvanla oynar.
• Tek veya iki eliyle biberonu kavrayabilir.
• Bazı sessiz harflerle sesli harfleri bir araya getirip
(d,b,l,m gibi) heceler çıkartır.
• Yeni durumlarda etrafına bakar.
• Nesneleri tutmak, döndürmek, sallamak ve ağzına götürmek
ister.
• Düşen bir nesnenin arkasından eğilip bakar.
• Sesleri ve hareketleri taklit etmeye çalışır.
Bu
genelde 3. ayda bebeğinizin etrafı iyi görmeye başlayıp etrafı
gözlemlemeyi karnını doyurmaya tercih ettiği vakte denk gelir. Sokakta
artık emzirme örtüsünü üstünde tutmak istemeyebilir. Evde memeyi
bırakıp etrafı seyre dalabilir. 3 dakika evvel karnım aç diye avaz avaz
bağıran veledin memeyi bırakıp etrafa dalması bir muammadır ama artık
etrafında görüp ilgilenebileceği daha ilginç şeyler vardır.
Bu
durumda bebeğinizin karnının doyup doymamasından endişe ediyorsanız
emzirmeyi artık perdeleri çekili, etrafında ilgilenebileceği alacalı,
pırıltılı şeylerin olmadığı bir oda köşesinde yapmaya başlamalısınız.
Gerekirse evde omuzdan battaniye örterek altında emzirebilirsiniz.
Maksat ilgiyi memeden başka yere gitmesine engel olmak.
İkinci
bir nokta artık bebeğin emişi daha kuvvetli, kendisi daha profesyonel
olduğu için yaş / ay ilerledikçe aynı miktarı daha kısa sürede
gluklayabilir. Ama midesi de orantılı büyüdüğü için ihtiyacı olan
miktar da artacaktır.
2. Bebeğiniz memeyi ısırırsa:
İlk
seferinde hemen memeden çekip bunun doğru olmadığını sözle ve
mimiklerle ifade etmelisiniz. "Meme ısırılırsa = süt yok" bağlantısını
ilk seferde almalı. Özellikle de ısırdıktan sonra şirin şirin sırıtan
bebonuza kesinlikle gülerek cevap vermeyin ve bu davranışı onaylamayın.
Ne kadar şirin ötesi olurlarsa olsunlar. İki üç seferden sonra
ısırmanın sonucunun memenin gitmesi olduğunu kavrayıp bırakacaklardır.
Ama bir sefer bile farklı davranır gülerseniz bu davranış oturur kalır,
hatta okuduğum kadarıyla sonra başkalarını ve başka yerleri ısırmayı
alışkanlık haline getirmesine başlangıç olabilirmiş.
3. Bebeğinizi normalde emzirdiğiniz saatte emzirmezseniz veya pompalamazsanız ne olur?
Beyin
talep=arz sistemine göre çalıştığı için emzirme saatleriniz düzenli ise
ve bugün saat 3 saatte bir emziriyorsanız yarın da vücut 3 saatte bir
süt yapmaya devam eder. Farzedelim arada acele dışarı çıkmanız gerekti.
Akşama kadar 2 emzirme kaçırdınız. İlk 3. saatin sonunda memeleriniz
süt dolar ve hazırdır. 4. saatin sonunda sızı başlar. 5. saatin sonuna
doğru sızıntı ve patlama noktasına gelebilirsiniz. Ta ki eve gidip
bütün o biriken sütü pompalayana kadar. Ertesi gün aynı saatlerde süt
üretiminde azalma görürsünüz. Ama eğer sadece bir gün kaçırdıysanız
aynı saatlerde emzirerek tekrar aynı düzene geri dönersiniz.
Farzedelim
işe başladınız ve 2-3 tane emzirme gündüz iş vakitlerine geliyor. Eğer
aynı saatlerde pompalamaya deva ederseniz vücüt aynı miktarda sütü
üretmeye devam edecektir. Ama pompalama miktarını azaltırsanız veya
tamamen bırakırsanız, ilk günlerde şişme olurken ikinci ve üçüncü günde
artık üretim yavaş yavaş azalır şişme olmaz ve sonunda o vakitlerde
memelerde hiç süt olmaz. Sadece sabah akşam süt üretimi olur. Belli
vakitlerde emzirmeyi bırakmak istiyorsanız o vakitlerde azar azar
pompalayarak göğüslerinizin şişip acımasına engel olarak üretimi
azaltabilirsiniz.
Pompalamanın
bebek emişi kadar kuvvetli olmadığını belirteyim. Bebeğinizin kaç
dakikada ne kadar süt içtiğini ölçmek için pompa ile kıyas yaparsanız
bebeğinizin alabileceğinden daha az süt çıkar, endişelenmeyin.
4. Emzirirken yüzmek (havuz, deniz) zararlı olur mu enfeksiyon kapma riski artar mı?
Meme
uçlarında çatlak veya açık yara varsa buradan mikrop kapma riski her
zaman vardır. Havuzda herhangi bir enfeksiyon riski (kulak, meme başı,
üriner veya üreme organları) açık denizden çok daha fazladır. Güvenilir
yerlerde ve insanların duş alıp veya ayaklarını özel havuzlara sokup
havuza girdiği yerleri tercih edin.
Her annenin emzirme hayatında illaki sütü artırmak istediği bir zaman oluyordur. Daha önce yazdığım gibi sütun ana maddesi vücuttaki su. Gün içinde normal içtiğiniz miktarın iki katı su içmeye devam etmelisiniz. Suyu kesmeden diğer yiyecek ve içeceklerle takviye yapılabilir.
Ayrıca arz=talep olduğu için bebeğinizi bol bol emzirmek süt miktarını artırır veya azalmasını önler. Eğer gerektiğini düşünüyorsanız bebeğinizi emzirdikten sonra fazladan pompalayarak göğüslerdeki sütü tamamen boşaltıp saklayabilirsiniz. Bunun da sütü artırmaya faydası olur.
Benim duyup da denediğim ve süt miktarını artırmada işime yarayan içecek ve yiyecekler aşağıda.
Su
Sütlaç, muhallebi
Meyve Kompostosu
Bulgur pilavı
Ceviz
Rezene çayı
Fenugreek içeren çaylar
Yulaf ezmesi
Bol soğanlı yemekler
Bebeğinizi sakin bir ortamda emzirin. Emzirirken yanınızda bir bardak su bulundurmanızı tavsiye ederim. Dinlendiğiniz zamanlarda sütünüz daha çok gelir. Özellike uzun (nispeten uzun diyebileceğiniz) bir akşam uykusundan sonra sabah sütünüzün gün içindeki emzirmelerden daha fazla geldiğini gözlemleyebilirsiniz. O yüzden gün içi de bebeğiniz uyudukça dinlenmeye gayret edin. Emzirme konusunda evham veya stres yapmayın. Sıkıntılı dönemlerinizde sütünüz azalır.
Çoğu yeni doğan hem doğumun yorgunluğu hem de
sütün verdiği rehavet ile tam beslenemeden ve gazını çıkartamadan
memede uyuyuverirler. Bebeğinizi emzirirken ilk 5-10 dakikada uykuya
dalıyorsa bu problem olabilir ve gün içinde sizi ve bebeğinizi uykusuz
bırakabilecek bir kısır döngüye girebilirsiniz.
İlk
başta bebeğinizin kolayca uykuya dalması rahatlık gibi gözükse de
gazını çıkarmadığınız bebeğiniz 15 dakika sonra uyanır. Uyanan bebeğin
gazını çıkardığınızda acıktığı aklına gelirse ağlamaya devam eder. Siz
daha fazla sırtına vurduğunuz halde gaz çıkmadığından önce bez
değiştirme sonra tekrar emzirme yoluna gidersiniz. Bebeğiniz tekrar
uykuya dalarsa tekrar aynı kısır döngü tekrar eder veya bebeğiniz
uyumaya devam etse bile karnı çabuk acıkacağından kısa bir süre sonra
tekrar uyanır. Siz o sırada gazdan mı bezden mi açlıktan mı uyandığının
ucunu kaçırdığınız için herşey arap saçına döner.
Bebeğimizi
emzirirken sıra ile 3 farklı cinste anne sütü gelir. Önce (çoğu yerde
ilk 10 dakikada diyor) susuzluğu gideren, kalorisi çok yüksek olmayan
süt gelir. Bu sütte de cok yuksek miktarda uykuyu getiren oxytocin
vardır. Sonraki 5 dk da daha yoğun fore milk gelir. Bunda da protein
yoğundur. En son hind milk dedikleri ve kalorisi yuksek bebeğe kilo
aldıran süt gelir ki ilk kısmı uyanık atlatıp bu son iki kısma gelmek
sadece uyku düzeni açısından değil bebeğimizin gelişimi için de çok
önemli. Memede uyuyan tembel yavrularımızı uyandırmak ve daha uzun
emmelerini sağlamak için birkaç öneri:
1. Yavru memeyi emerken, elinizle sağıyormuş gibi yaparak, bebeğımızın ağzına süt gitmesini sağlayın. Uyanıp emmeye devam edecek. 2. Çok azıcık memeyi çeker gibi yapın. Meme gidiyor diye hırs yapıp daha fazla yapışabilirler. 3.
Eğer ulaşabiliyorsanız parmağınızla alt çenesine veya alt dudağına
dokunup gıdıklayın. Emme refleksini harekete geçirin. Gıdısı da yutma
refleksini harekete geçirir. 4. Sırtında omurgası üzerinde aşağıdan yukarı parmağınızı gezdirin. 5. Bütün bunlar ise yaramadıysa bezine kadar soyun, dikleştirin, gazını çıkarın, sonra tekrar memeye devam. 6.
Bir de uykuya dalarsa yüzüne üfleyin, ıslak bez koyun, avuç içlerini ve
ayak altlarını ovalayın gibi tavsiyeler var. 7. Süt emerken bebeğinizle
konuşun. “Hadi kızım, iç kızım/oğlum, büyüyeceksin kocaman olacaksın,
aferin kızım/oğlum” gibi. (Gece emzimesini loş ve sessiz bir ortamda
yapın. Gündüz emzirmelerinde konuşun)
Uykuya daldığını
gördüğünüz anda memeden hemen çekmeyin. Bırakın orada kalsın,
yukarıdakileri deneyin, sonraki 10 dk içinde illaki emiyorlar.
Emzirme konusunda okuduklarım, tecrübeli annelerden duyarak öğrendiklerim ve
tecrübelerimden harmanlayarak seri olarak yazacağım. İlk olarak anne
sütunun teknik özellikleri ve oluşumundan bahsetmek gerek. Biyoloji
dersinde memelileri açıklar gibi başlamak istemiyorum ama doğumdan
sonra mucizevi bir şekilde, doğan yavrularımızı beslememizi sağlayan
sütü üreten bir vücudumuz var. Hamilelik mucize diyorsanız süt verme
başka bir mucize, inanın.
Sütün
üretimini sağlayan bir hormon. Doğumdan sonra estrojen ve projesteron
hormonunun azalması ile vücut lactogenesis hormonlarını salgılamaya
başlıyor. Tıbbi olarak süt üretimine laktasyon (lactation) denmesi
buradan geliyor. Bu hormonun salgılanması doğumdan yaklaşık 48-72 saat
sonra başlıyor ve meme içinde süt bezlerini harekete geçiriyor.
Doğumdan
hemen sonra lactogenesis hormonu işe başlayana kadar, vücut colostrum
denen proteini yüksek ama yağı az bir sıvı üretiyor. Bebeğinizi ilk
besleyeceğiniz süt/sıvı budur. "İlk aşı" olarak tabir edilen
colostrumda bir çok protein ve mineral mevcut. Sütten daha yoğun ve
sarıca olan bu sıvı, süt kadar çok gelmese de süt gelene kadar
bebeğinizi doyurur ve çok çok değerli ve önemlidir.
Süt
üretiminin en basit ama en önemli noktası piyasa ekonomisi gibi ne
kadar talep o kadar arzdır. Meme uçlarının stimülasyonu ve emme /
pompalama beyin tarafından süt talebi olarak algılanır. Vücut o kadar
hassastır ki her talep edilen süt miktarını ve talep aralıklarını
kaydeder ve bir sonraki üretimi ona göre ayarlar. Bu yüzdendir ki
bebeğiniz ilk doğduğunda 2 saatte bir süt üreten vücut, bebeğin
ihtiyacı değiştikçe 4 saatte bir daha çok süt üretmeye veya 1-1.5
yaşlarında sadece sabah, öğle ve akşam yeteri kadar üretmeye kendini
adapte edebilir. Eğer bebeğinizi 30 dakikada bir 5 dakika
emziriyorsanız ona göre, 2 saatte bir 15 er dakika emziriyorsanız
vücudunuz ona göre süt üretir. Sağ meme sol memeden bağımsızdır. Tek
memeniz daha az öbürü daha çok süt üretebilir.
Talep
= Arz diye yazdım. Bunun azalıp çoğalması bebeğinizin içtiği sütün
kalitesini de etkiler. Çünkü anne sütü (yine mucizevi bir şekilde
diyeceğim bayılacaksınız) bir emmelik porsiyonda hep aynı kıvamda ve
aynı içerikte değildir. Eğer bebeğinizi 3 saatlik ara ile 15 dakikalık
sürede emziriyorsanız o 15 dakikalık emzirmedeki sütun:
1. kısmı (foremilk) sulu ve su ihtiyacını gideren, pompaladığınızda sulandırılmış süt gibi açık beyaz görünen süttür
2. kısmı biraz daha yoğun, proteinli kısmıdır.
3. kısmı
(hindmilk) ise esas kiloyu aldıran, kalorili, yağlı, yoğun kısmıdır. Bu
kısmı ayrı pompalayıp buzdolabına kapta koyarsanız kabın üstünde kaymak
birikir.
Bu
özellik yüzünden annelerin her emzirmelerinde bir göğüsteki süt tamamen
bitene kadar emzirmeleri tavsiye edilir. Özellikle bebeğiniz sütü
emiyor ve kilo almıyor gibi gözüküyorsa bir ihtimal bu yağlı kısma
ulaşamıyor olması olabilir. Bebeğinizin sütten yeteri kadar
faydalanması için saatle, 10 dk sağdan, 10 dakika soldan emzirmek
yerine, bir göğüs tamamen boşalana kadar emzirmek bebeğin besin alışı
açısından çok mühimdir. Eğer bebek bir göğsü boşaltacak kadar içmiyorsa
veya saatle emzirmeyi tercih ediyorsanız geri kalan sütü sağmanızı
tavsiye ederim. Çünkü göğüslerin tam boşalmadığı sinyalini alan beyin,
bir sonraki seansa ihtiyaç olmadığını düşünerek daha az süt
üretecektir.
Sütün
ana üretim maddesi vücuttaki sudur. Yani doğumdan sonra da
hamileliğinizde olduğu gibi bol bol su içmeniz gerekmektedir. Sütün
içine annenin yediklerinden protein, yağ ve vitamin mineraller geçer.
Bu yüzden annenin alkol ve sigara alması bebeğe de alkol ve sigara
içirmesine eşdeğerdir. Annenin ilaç almadan önce doktora danışması
gerekir. Gerekiyorsa bir süre bebeğe sağılmış, saklanmış sütlerden veya
formula ile takviye yapılıp annenin sütünün kesilmemesi için ilaç alımı
sırasında sütun sağılıp atılması gerekebilir.